Mar
Bundan muhtar olmaz
Hep diyorlar,
köşe gibi yazıyorsun diye,
yazsak ne olacak, hikaye.
Bu sefer de bi hikaye yazayım,
belki köşe olurum.
Elektrikçi Recep’in hikayesi,
milenyum sonrası
soğuk bir kasım’da
paşa kasabasında geçiyor.
Recep, bıçkın delikanlı,
eli iş tutuyor,
ağzı laf yapıyor.
Makamı,
tek oda elektrikçi dükkanında
karınca duasının tam altına denk geliyor.
Kasabanın bütün elektrik işleri onda,
gevur icadı işlerden, ahali pek anlamıyor.
Sigorta attı, yetiş Recep.
Ampul patladı, ilacı Recep.
Hiç bi yerde bulamayacağın devreler,
anahtar, direnç, 40’lık 60’lık lamba…
ne ararsan bi onda.
Okula, sağlık ocağına,
jandarma karakoluna,
hükümet konağına,
Hakim Zekeriya’nın eve bile o bakıyor.
Günlerden bir gün,
Elektrik idaresinden geliyorlar kasabaya.
Bi bakıyorlar ki,
emsal kasabalardan belki yüz kat fazla tüketim,
ama faturaları diğerlerinden de düşük.
Sorup, soruşturuyorlar,
kime gitseler
“ben anlamam Recep’e sor” cevabı.
Buluyorlar dükkanı,
soruyorlar Recep’e,
nasıl olur bu durum,
o kadar tüketip nasıl fatura ödemez bu kasaba.
Recep ters yapıyor,
basın gidin buradan,
daha da sokmam sizi kasabaya.
Ahali hayran kalıyor Recep’e,
kurtardı bizi beladan diyorlar.
İlk seçimde Muhtarlığa aday yapıyorlar.
Eski Muhtar dertleniyor,
yapmayın etmeyin diyor anlatamıyor.
Bundan diyor, muhtar olmaz,
böyle iş kitaba sığmaz.
Kasabaya sonradan gelen
Alamancıların gelini bi tek veriyor desteği,
eski muhtara.
Gün geliyor,
herkes sırtında taşıyor Muhtar Recep’i.
Muhtarlığının daha üçüncü günü,
dayanıyor Elektrik kurumundan adamlar kapıya,
kesiyorlar bütün elektriğini kasabanın.
Herkes bi hüsran,
oturuyorlar köy kahvesine,
Recep dert etmeyin diyor,
bunlar hep o eski Muhtarın işi,
beni istemiyor ondan oldu bunlar diyor.
Ben diyor,
müşkülüm.
Alamancıların gelini delleniyor,
çöpümü vermem ben buna diyor,
ne geliyorsa bunun kafadan geliyor.
Alkış kıyamet, kasaba arkasında Recep’in,
sütçüden süt, kasaptan et,
manavdan, artık ne varsa mevsimlik…
Kasabalı neyi var neyi yok veriyor Recep’e,
Recep alıp tası tarağı vuruyor yollara kendini.
Komşu kasabalarda satıyor elindeki malları,
topluyor arpaları.
Dayanıyor Elektrik idaresinin kapısına,
vuruyor yumruğu müdürün masasına,
al diyor para burada, aç kasabanın elektriğini.
Açıyorlar ertesi gün,
alkış kıyamet, yer gök Recep.
Eski muhtar gelip kahveye bağırıyor,
ulan başınıza ne bela geldiyse bundan,
et sizden, süt sizden,
derman sizden,
hala başınızda taşırsınız bunu…
Dönüyor ahaliye,
“bundan muhtar olmaz” derdim ama diyor,
Alamancıların gelini atlıyor lafa
“bela oldu iyi mi”.
Not:
Olur da bi gün, benim aynı adlı eserimden
bi dizi filan yapacak olursa birileri,
çok daha detaylandırabilirim.
Adımı yazsam kontrol ederim ama
bu Recep’in her halini yazabilirim.
Çok kişi yazdı çizdi
Barış Manço ile Cem Karaca kardeşmiş…
1 dakika 42 saniyede anlatılan,
Aynı pankartın iki ucunu tutanlardan birine tahliye,
Başbakan’lı kahvaltı sonrası edilen sözler…
Muğla’nın Milas İlçesi’nde
Dönemsel fikirleri olan Emre,
Güvendiği dağlara kar yağdı.