Mar
Teğet krize seçim paketi

Başbakan Erdoğan müjdeyi bir verdi pir verdi. Neredeyse 3-5 gün de bir kriz paketleri ardı ardına açıklanmaya başladı. Başta otomotiv olmak üzere, inşaat, beyaz eşya, finans ve bankacılık derken her sektöre özel bir paketimiz oldu. Vatandaş hayrını görsün diyelim… Bu önlemlere iç talebi canladırmak adına yapılması gereken ama geç kalınmış bir hamle de diyebiliriz. Oysa TÜSİAD, aylar öncesinden hükümete krize karşı önlemler alınması gerektiğini defalarca dile getirmişti. Ama kendi bakanlarının tabiriyle “öngörüsü yüksek” fakat önünü göremeyen hükümetimiz bir önlem almak yerine iş verenlerle kavga etmeyi uygun gördü. Ama gelinen nokta, maalesef kimin haklı çıktığını bize çok net gösteriyor.
Ayrıca insanın aklına şöyle de bir soru geliyor: Hamdolsun kriz bizi teğet geçmişken, bu paketler de neyin nesi? Teğet krizin paketi mi olurmuş?..
*
Teğet demişken, Başbakan Erdoğan Bolu’daki mitinginde iş dünyasını gene paylamış: “Kriz teğet geçiyor, iş bilmiyenler batıyor” diye. Bu kadarına artık pes denir. İhracat şampiyonu otomotiv fabrikaları “iş yapmayı bilmedikleri” için günlerce üretimini durdurmuş, onlarca tekstil fabrikası, yüzlerce işyeri “beceriksizliği yüzünden” kapanmış ve binlerce kişi işsiz kalmış ama Başbakan “Kriz teğet geçecek” diye diretiyor. Başbakan’ın ya kimsenin bilmediği bir bildiği var, ya da krizden anladığı iki de bir gösterdiği 1940′lı yıllardan kalma ekmek karnesi. Korkarım ki krizi kabul etmesi için o günleri görmemiz gerekecek.
*
İşte bir seçim arifesindeyiz. Krizi öngöremeyen hükümet, vatandaşın ağzına bir parmak “paket” çaldı. Seçimlerden sonra onu da burnumuzdan getireceklerine hiç şüpheniz olmasın…
Birilerine “Hamdolsun kriz teğet geçiyor” ama bilsinler ki vatandaşı delip geçiyor
Bazen bir yazı okursunuz ve içinizden ‘Bu kadarına da pes’ çığlıkları yükselir. Sersemlersiniz, sendelersiniz. Tamam, ‘fırlamalık’ denmiştir belki ama bir mizah yazısı değil ki söz konusu olan. Sonuçta ciddi ciddi irdelenmiş bir mesele var ortada. Hem öyle bir takım ruh tahlilleri yapıp psikolojik tespitlerde bulunacaksın, hem de memleketimizdeki her öğüdü öğütmeye hazır genç kızlarımızın aklına olmadık şeyler sokacaksın. Sonra da ‘şaka şaka’ öyle mi? Hayır diyelim ki öyle ama inanın şakası bile korkunç!
Ana başlıklar halinde gazetelerdeki haberlere baktığımda genellikle öncelikli haberler kriz ve yoksulluk son dönemde.
Dünya küresel kriz şeysinin içinde debelene dursun, lider diye geçinenler, klasik anlaşılmaz söylemleriyle, kendi halkını çaktırmadan uyutma derdine düştü.
29 Mart Yerel Seçimlere az bir süre kaldı. Partiler, seçime en iyi şekilde hazırlanmaya çalışıyor. Liderler kent kent gezerek mitingler düzenleyip, kim daha fazla yere gitti, kim daha uzağa gitti, onun hasabını yapıyorlar. Türkcell Süper Lig’deki takımlar gibi partilerin de “skor yarışına” girmesi insana komik geliyor. Bir de mitinglerde karşılıklı birbirlerine “sallıyorlar”. Sallıyorlar diyorum, çünkü birbirlerine ettikleri sözleri benim burada yazmam hiç de yakışık almaz. Sayın Başbakanın dediği gibi “Bip”lemek zorunda kalırım. Bu arada mitinglerde işini sağlama almak isteyen partiler, çevre illerden otobüslerle transferler yapıyor. Bazı ilçe teşkilatları onu da aşmış, alanları dolduramayan liderleri için ‘photoshop’la kalabalık klonluyor. Kimi bakan vatandaşın elini-kolunu burkup tartaklayıyor, kimi de tehdit ediyor: “Oy vermezsen alırsın hizmeti!..”
Bir pazarlama dehası mı, yoksa bir deneyelim bakalım mağduru bir durum mudur bilinmez, ancak loto eklenerek, katlanarak ilerliyor.
Vücudu bavula, kafası gitar kılıfına konduktan sonra Etiler’de çöp konteynerine atılan Münevver Karabulut’u öldürdüğü suçlamasıyla aranan erkek arkadaşı Cem G.’nin annesi Tülay Makbule G. ile babası Mehmet Nida G.’nin üzerlerindeki giysilerdeki kan maktüle ait çıktı.
Çok değerli Türk oy vereninin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, geçtiğimiz ay Amerika’da ameliyat olmuştu, okumuşsunuzdur.
1 Nisan 2007 tarihinde ATV-Sabah ikilisine el konulduğunda Kaz Dağları’nın eteğinde balık yiyordum.